search
Cem Avcıoğlu
Cem Avcıoğlu
Diğer Yazıları

Demografik Dönüşüm Daha Kararlı Adımları Gerekli Kılıyor

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, geçtiğimiz günlerde dünyanın birçok farklı noktasında gerçekleştirilen binlerce etkinlikle kutlandı. Birleşmiş Milletler’in 2025 için belirlediği tema “Tüm kadınlar ve kız çocukları için: Haklar, eşitlik ve güçlendirme” olurken, bu yıl aynı zamanda kadın hakları alanında bugüne kadar oluşturulmuş en vizyoner yol haritası olarak kabul edilen Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu’nun 30. yılı olması nedeniyle de anlam taşıyor. 1995 yılında kabul edilen Pekin Deklarasyonu şiddet, temel hizmetlere erişim, siyasi temsil gibi konuları da barındıran 12 alanda gelişim ihtiyacına işaret ediyordu.

30 yıl sonra geriye dönüp baktığımızda, epeyce yol aldığımızı görsek de birçok başlıkta henüz yeterli noktada değiliz. Ekonomik hayata katılım bunlardan biri. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) bu yıl yayımladığı not buna dair çarpıcı örnekler sunuyor1. ILO, dünya genelinde çalışma yaşındaki (15-64) kadınların istihdam oranının %46,4’te kaldığını, erkekler için bu oranın %69,5 olduğunu belirtiyor ve bu göstergede cinsiyetler arası farkın son 30 yılda yalnızca 4 yüzde puan azaldığının altını çiziyor.

TSKB Ekonomik Araştırmalar olarak bu yıl Dünya Kadınlar Günü için yayımladığımız raporda kadınların iş gücüne katılımını ele alırken odak noktamızı demografik dönüşüm olarak belirledik. Türkiye’de istihdama dair göstergelerde cinsiyete dayalı uçurum net bir biçimde izlenirken, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleriyle yapılan karşılaştırmalarda da olumsuz ayrışma göze çarpıyor. Yakın geleceği şekillendirmesi beklenen ana eğilimlerden biri olan “demografik dönüşüm ve yaşlanan nüfus”, gerekli adımların atılmaması halinde mevcut tabloyu iyileştirme çabalarımıza zarar verme potansiyeli taşıyor. Türkiye’de çalışma yaşında olup, iş gücüne katılım sağlamayan kadınların %58,8’i bunun nedeninin evdeki ücretsiz bakım yükü olduğunu belirtiyor. Doğurganlık hızının giderek düşmesi, mevcut koşullarda sosyal normların etkisiyle kadınları istihdamdan çekilmeye iten çocuk bağımlı nüfusun gelecekte azalması anlamına geliyor. Ancak nüfusun yaşlandığı bir konjonktürde bunun kayda değer bir olumlu sonuç yaratması için yaşlılara yönelik erişilebilir bakım hizmetlerinin yaygınlık kazanması gerekiyor.

Kademeli ve yavaş ilerleyen bir süreç olan demografik değişim, savaş ve pandemi gibi ani gelişmelere kıyasla çok daha öngörülebilir bir yapıya sahip. Bu öngörülebilirlik, toplumlara kendilerine özgü özellikleri dikkate alarak adımlar atması için zaman veriyor. Bugün Güney Kore ve İtalya gibi ülkeler demografik dönüşümün bazı olumsuz ekonomik etkileriyle yüzleşiyor. Türkiye bu dönüşümün getirdiği zorlukları en az hasarla atlatmak için şimdiden yarınını planlamaya başlamalı.


(1) ILO (2025). Women and the economy: 30 years after the Beijing Declaration