COP31-Antalya, “Geleceğin COP’u”
İklim diplomasisinin kalbi bu yıl Antalya’da atacak. 9-20 Kasım tarihlerinde ev sahibi ve başkanı olduğumuz COP31, bugüne kadar yapılanlar ile bilimin işaret ettiği yapılması gerekenler arasındaki uçurumu kapatmak için kritik bir fırsat sunabilir. Masada sadece niyet metinleri değil somut uygulama önerilerinin görülmesi hedefleniyor.
Bu yazıda “COP31-Antalya’dan ne beklemeliyiz?” sorusunu cevaplamaya çalışırken geçmişten gelen bakiyeyi gözden geçirmek anlamlı görünüyor. COP30 kapsamında Belém’de alınan kararların ne derece uygulandığı ve uygulanabilir olup olmadığı konuşulacak konular arasında yer alacaktır. Örneğin “Uyum finansmanının üç katına çıkarılabilmesi için nasıl bir yol haritası izlendi ya da izlenmeli?” gibi sorular birikimli ilerlemeyi teyit etmek adına önemli olacaktır.
Bu yıl için açıklanan tematik günler programına[1] bakınca; gıdadan enerjiye, finansmandan okyanuslara, eğitim ve becerilerden sanayi ve teknolojiye kadar her biri ayrı küresel önceliğe odaklanan 12 başlık görüyoruz. Ayrıca ülkemiz liderliğinde başlatılan ve 2021 yılında Birleşmiş Milletler ve diğer küresel kuruluşlarla iş birliği yapılarak dünya genelinde tanıtılan Sıfır Atık Hareketi, COP31 gündemindeki, dünyaya yayılma potansiyeli ve etkisi ile güçlü vurgulardan biri olarak yer alıyor.
Programdaki birçok tema, bir kalkınma bankası araştırmacısı olarak bizim ajandamızda da uzun zamandır yer alıyor. Bu bağlamda duymak istediğimiz veri temelli somut cümlelerin hayalini kurmaya başladık. Öte yandan COP gündemlerinde hak ettiği ağırlığı bugüne kadar bulamayan ancak TSKB Ekonomik Araştırmalar olarak bir süredir gündemimizde yer alan “doğa pozitif” konusu[2], bu sene somut adımları hak eden bir konu olarak gözümüzün arayacakları arasında.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un “Geleceğin COP’u” olarak nitelendirdiği COP31; diyalog, uzlaşı ve bilhassa aksiyon odaklı yaklaşımı ile dikkat çekiyor. Yüzyılın sonuna kadar 2,8°C'ye tırmanması beklenen küresel ısınma projeksiyonları, olması gerekenlerle yapılanlar arasındaki farkı kapatacak nitelikte, bağlayıcılığı olan uygulamaların artık ertelenemez olduğunu çok net gösteriyor.
COP31-Antalya, Türkiye için sadece bir ev sahipliği sınavı değil; küresel iklim ajandasında küçük adımlardan ses getiren adımlara, metinlerden uygulamalara geçilen yeni bir dönüm noktası olmaya aday.
Bu yazının detaylarını ve daha fazlasını Ekosisteme Dair Perspektifinden: COP31-Antalya dergimizde bulabilirsiniz.
[2] https://www.tskb.com.tr/uploads/file/ekosisteme-dair-ekim-aralik-2024.pdf